25 Aralık 2021 Cumartesi

 

Sırtımıza vuran  müziğin yüzüne kapıyoruz yeşil kapıyı. Kızıl gökyüzünün altında tozuyor kar. Telaşsız... Eşikten sokağın dört bir yanına dağılan sarsak ayak izlerini bozmakla başlıyoruz yürümeye. Köşede, cılız bir ateşin başında çocuk, saatlerdir aynı kestaneleri evirip çevirmekten bezmiş. Önünde duruyoruz. Ardımızda kalıyor. Ellerimizde kabuğundan ayrılmaya direnen yanık kestanenin sıcaklığı... Yüzünde gölgeler... Yüzümde gölgeler.. Omuzlarında eriyor kar. Usulca... Tabelaların ucundan sarkan kırık buruk harflerin suskunluğuyla geçiyoruz geceden. 



4 Mayıs 2020 Pazartesi



Sokak lambasının sarı ışığı, kavakların arasında gezinen sığ suda izliyor kendini. Çıplak dalları vurguluyor iştahla. Dalların ucunda düşmeyi bekleyen yağmur damlalarını, henüz boy veren yarpuzları, uykuya dalmış taşları... Övgü isteyen nesnenin ve etrafını kuşatan ufak tefek ayrıntının gövdesinde ışıldamakla vazgeçilmez sanıyor kendini. Ve hiç sabah olmayacakmış, hiç sönmeyecekmiş gibi... Sonsuz, sınırsız... Her gece aynı düşü gördüğünden habersiz...

5 Eylül 2018 Çarşamba


    Yarımadada bir eylül... 
  Taş duvarların ılık sarısında solukların, ne güz sensin ne de perdeye düşen gölgeler. Dilinin altından kanatlanarak esen bir rüzgarsın, imayla gelip imayla giden. Bizse mürekkebi kurumamış aklın birbirinden ayrılmayan üç noktasıyız. Saklılığın boyu yol alarak vardık müdanasız kapın'ın donuk bakışlı tokmağına, hey! Üç kez vurduk tokmağı gecenin derin uykusuna. Ve şimdi bahçende bıraktığın ayak izlerine basarak dinliyoruz seni. Ne apaçık bir sözsün ne de saklı bir anlam. Üç adımda pencerene  eğilen asma yapraklarının titrek bakışlarına varıyoruz. İşte ordasın, yastığında günden kalan  kızıl bir gülüş... Silinmiş yüzün, hangi düşün içindeysen orda yüzün. 

28 Ağustos 2017 Pazartesi


    Telaşlı bir yılan hızla yol alıyor, mavi, derisi kalbine yük ve zehri dilinin ucunda, gündoğumu, bir yılan hızla akıyor çıplak  dağın kör gözlerine,  bir çırpıda kurtulacak kendinden. Öyle sanıyor. Ne denli soyarsam kendimi bu mavilikten, o denli taze ve yeğni olacağım, diyor. Tanyeri ağarırken varıyor bakışsız ve kaygan taşlarına dağın, neredeyse çatlayacaklar suskunluktan. Hiçbir şey söylemeden yılan, bir koca nehri atıyor gövdesinden... 

1 Nisan 2017 Cumartesi


    Kıyısında bir sözün, bekliyor, kararsız... Durdukça duracağı var. Biraz öteye gitse yırtılacak sanki atlas yüzü ve donuk bakışları düşecek.

23 Şubat 2017 Perşembe


Uzak ses... Uzayıp gider. Avuçlarımızda zaman. Akrep kıskacındayız, tevatür değil, öldüler. Onlar, dilsiz bir sabahın ilk saatlerinde...

2014

 

24 Ocak 2017 Salı


  Henüz içinde kaybolmamışsın bir düşün, bir düşün henüz uyumamışsın oyuğunda kalbimin. Ve hiç sönmemiş bir ses, konar konmaz dudaklarına.