24 Ocak 2017 Salı
10 Aralık 2016 Cumartesi
14 Ekim 2016 Cuma
Bakıyor çalılıkların içinden, keskin, sabırlı, bir sırtlan kurulu gölgesine bulutların ve ardına çalılıkların, iştahla bekliyor avının düşüşünü. Sırtından kan akıyor oluk, düştü düşecek av. İzlemek iştahını kabartıyor sendeleyişini, çıldırıyor zevkten sırtlan, ak dişlerinde sonsuz bir açlık... Ne ki bir başka sırtlan daha izliyor avı ve bizim sırtlanı.
Acelesiz ilerliyor av, kendi kanıyla ılık ve ıslak. Acelesiz yürüyor ve biliyor ki çok geçmeden pençeleri birbirinin etine geçecek iki sırtlanın. Açlıkları ve iştahları öldürecek onları.
8 Eylül 2016 Perşembe
Aramızda Dicle, lirik. Çamurlu akıyor biraz, bahardan; yine de gözlerinin yeşili sönmemiş. Daracık yolların, suya inen merdivenlerin, kalbine açılan oyuklar... Seni izlediğim teped ben ve on altılık çaycı çocuktan başka kimse yok. Solumdaki yoldan kamyon geçiyor tek tük. Aşağı sarkıtıyorum bakışlarımı. Taze çıkmış çimenlere bağdaş kurmuş bir adam, kırklarında. Kır saçlı. Yüzünü Dicle'ye dönmüş. Bir süre bağdaşını bozmadan suyu izliyor. Sonra ayağa kalkıyor. Su insanın kabesi olur mu? Ya da tarih? Suya ve sana kıyam, rüku, secde... Adam namazını bitirince tekrar kuruyor bağdaşını. Beyaz gömleğinin kollarını sıvıyor. Ellerini çimenlerde gezdiriyor. Sonra sohbete koyuluyorsunuz. Özgü bir dil yaratmışsınız. Başkalarının anlamayacağından emin, yüksek sesle, coşkuyla konuşuyorsunuz. Sözcükleri seçmeye, anlamaya çalışmadan dinliyorum sizi. Taburenin üstünde uzak, yabancı, öteki...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
