6 Temmuz 2016 Çarşamba


    Taş evleri ve birbirinin dallarını gölgeleyen kavaklar, titriyor yeşil. Bu flörtöz hışırtılar da olmasa tümden uyuşuk sürecek gün ve alelade bir kızıllıkla geceye bırakacak yerini. 

5 Temmuz 2016 Salı


    Açtım gözlerimi, gün ışıkları uçuşuyor perdenin eteklerinde. Bir çarpıntı! Bir kapı kapandı: hiçbir şey şimdiki gibi kalmayacak! 

4 Temmuz 2016 Pazartesi


    Kaçmalıyım bazen her türlü alışılmışlıktan. Çekip almalıyım kendimi zamanın kıskacından. Nesneleri silmeliyim, bilindik tüm biçimleri, olanca rengiyle. Başat noktasında olmalıyım ötenin, oradan dağınık ilerlemeliyim, yönsüz yolsuz. 

    Ne zaman düşsen toprağa ılık, eskimiş bir sözcüğü söylemişim gibi dirilir dilimin altında uyuklayan tat.  

    Ve zaman dişlerimin arasında bir tutam Yemen otu...

3 Temmuz 2016 Pazar


    Ne zaman baksam yüzüne bir tepeden, çoğalır çizgilerin, martılar üşüşür dudaklarına, dilinin ucundan kapıp kaçarlar seni. Etrafını bozkırın ketumluğu sarmış, denize öykünme öyle, kar yağacak daha katı rüzgarlarına. Apak dağların arasında çoğalacak maviliklerin. Kıyıya dokunduğun yerde donup kalacak ellerin, sadece ellerin. Yine de çalkanmaya devam edeceksin, kuşkusuz, kabının içinde. 

    Günün sarısına devedikeni anlatıyor halini. Her mor başından bir ayrı ah..  Biraz daha söylese, yüzü düşecek iyice göğün. Susuyor, iyisi...