Yani uzaktayım, anılardan ve eskimiş tüm nesnelerden. Üç ayna, bir fincan çay ve beyaz bir perdeden ibaretiz bu gece. Bir dilim limon yüzüyor ıhlamurun içinde. Devrik hokkaları, akreple yelkovanı, sesi ve sayfaları kapı dışarı ettim. Gözlerime mum ışıkları kondu, bir fenerim sanki göl kıyısında, sarı.
16 Şubat 2016 Salı
15 Şubat 2016 Pazartesi
Yastığımda bir örümcek geziniyor. İncecik bacaklarına harfler tırmanıyor. Bir hamak dokuyor, ağzına bakıyorum ne de sonsuz bir iştah! Hamağa kuruluyorum, kirpiklerimde harfler, uyku kaçıran. Sallıyor beni örümcek, bin yaşında söylediğine göre. Masallarla yürüyor kalbime, sisleniyor aklım. Uyku çökecekken üzerime, bir ses duyuyorum, yabancı: ''Kalbini de mi yiyeceksin?''. 'Önce kalbini yiyeceğim.' diye yanıtlıyor masal sesim. Dev bir dalgayla alıyor uyku beni o hamaktan.
Bir düş gördüm. Ufku mora çalan bir okyanusun dalgasında çalkanıyordum. Bir düş... Pencereme mor ışıklar düşüyordu, saçlarımız mavi dalgalar, ellerimiz yosunlardı. Bir balık yuttum, batık bir geminin buyurgan kapısından girer gibi girdi kafamın içine. Kafamda bir balık, mürekkep... Mora çalıyoruz, az sonra balık ben okyanus ve ufuk bir bütün olacağız.
10 Şubat 2016 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)