Susuz uyanışlar, buruk bir tat damağımızda ve gittikçe şiddetleniyor; çatlamış topraklar boyu dilsiziz, güneş ışığı kıpırtısızlığımızı kırbaçlıyor. Başımızda henüz uyanılmış bir düşün çelişikliği an ile... Fakat nerde hangi gerceklikte olursak olalım hep aynı çekirdek his içimizde...
22 Mayıs 2016 Pazar
20 Mayıs 2016 Cuma
16 Mayıs 2016 Pazartesi
12 Mayıs 2016 Perşembe
Penceremde sesler... Kumrular camı gagalıyor. Gök de inliyor hani, hemdem olmuş bulutlar. Göğsümde akrep yelkovanı boğazlıyor. Serin de. Kesik soluklarımda tik tak yürüyor zaman , dura duraklaya, hiç olmadığı kadar tutuk, hiç olmadığınız kadar tutuğuz. Yarılanmış mum, sona yaklaşmanın tedirginliğiyle titrek. Biz; ışık, zaman ve gök birbirimizi duyumsuyor ve tadıyoruz. Böyle böyle indireceğiz günü yeryüzüne.
9 Mayıs 2016 Pazartesi
8 Mayıs 2016 Pazar
Sağımda ve solunda deniz, karıncalar suya iniyor, ellerimde gün ışıkları... Bir akrep öpüyor topuğumdan. Sonra dikip bakışlarını gözlerime "İşte böyle öldü Akhilleus, yerden göğe zehir... Bırak onlar okuyla övünsün." diyor. Sana dönerek sonra sessiz ve tırmanarak hızlıca sırtından, zafer sarhoşu boynunda gezinmeye başlıyor, karası ve kuyruğuyla sakin, inceden akıtacak gibi zehrini.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)