Telaşlı bir yılan hızla yol alıyor, mavi, derisi kalbine yük ve zehri dilinin ucunda, gündoğumu, bir yılan hızla akıyor çıplak dağın kör gözlerine, bir çırpıda kurtulacak kendinden. Öyle sanıyor. Ne denli soyarsam kendimi bu mavilikten, o denli taze ve yeğni olacağım, diyor. Tanyeri ağarırken varıyor bakışsız ve kaygan taşlarına dağın, neredeyse çatlayacaklar suskunluktan. Hiçbir şey söylemeden yılan, bir koca nehri atıyor gövdesinden...
28 Ağustos 2017 Pazartesi
1 Nisan 2017 Cumartesi
23 Şubat 2017 Perşembe
24 Ocak 2017 Salı
10 Aralık 2016 Cumartesi
14 Ekim 2016 Cuma
Bakıyor çalılıkların içinden, keskin, sabırlı, bir sırtlan kurulu gölgesine bulutların ve ardına çalılıkların, iştahla bekliyor avının düşüşünü. Sırtından kan akıyor oluk, düştü düşecek av. İzlemek iştahını kabartıyor sendeleyişini, çıldırıyor zevkten sırtlan, ak dişlerinde sonsuz bir açlık... Ne ki bir başka sırtlan daha izliyor avı ve bizim sırtlanı.
Acelesiz ilerliyor av, kendi kanıyla ılık ve ıslak. Acelesiz yürüyor ve biliyor ki çok geçmeden pençeleri birbirinin etine geçecek iki sırtlanın. Açlıkları ve iştahları öldürecek onları.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)